Rize’nin Potansiyelini Birlikte Harekete Geçirme Zamanı

Bir şehrin kalkınması yalnızca sermayeyle mümkün değildir. Sermaye elbette önemlidir; ancak doğru fikir, doğru yatırım, doğru kurum ve doğru insan aynı hedef etrafında buluşamadığında şehirler sahip oldukları potansiyeli yıllarca yeterince değerlendiremeyebilir.

Bugünün yerel kalkınma anlayışı da artık tek bir kurumun başarısıyla yürümüyor. Kamu, iş dünyası, üniversite, meslek kuruluşları ve girişimcilerin ortak hedefler etrafında buluşması gerekiyor. Ticaret ve Sanayi Odalarının en önemli görevlerinden biri de tam olarak burada ortaya çıkıyor: Şehrin ekonomik aktörleri arasında güçlü bir koordinasyon oluşturmak, ortak aklı harekete geçirmek ve üyelerinin önünü açmak.

Ben Rize’de doğdum. İş hayatımı bu şehirde kurdum, burada çalıştım, burada kazandım ve kazandığımı yine Rize’de yeni yatırımlara dönüştürmeyi tercih ettim. Hâlâ burada yaşıyorum.

Bu nedenle Rize’nin geleceğine yalnızca bir iş insanı olarak değil; hayatının, yatırımlarının ve geleceğinin bu şehirden ayrı olmadığını bilen bir Rizeli olarak bakıyorum.

Yıllardır iş dünyasının içinde gördüğüm temel mesele de şu:

Rize’nin potansiyeli eksik değil. Asıl ihtiyacımız, sahip olduğumuz imkânları ortak bir hedef etrafında daha güçlü biçimde harekete geçirmek.

Rize bugün yalnızca çay üreten bir şehir değildir. Çaydan turizme, lojistikten sanayiye, sağlıktan üniversiteye kadar Karadeniz’in önemli ekonomik merkezlerinden biri olabilecek güçlü bir altyapıya ve insan kaynağına sahibiz.

Şimdi önümüzdeki soru şudur:

Bu imkânları Rize’de daha fazla üretime, ticarete, ihracata, istihdama ve refaha nasıl dönüştürebiliriz?

Çayın geleceğini katma değerle büyütmeliyiz

Çay, Rize’nin yalnızca en önemli tarımsal ürünü değil; kültürünün ve ekonomik kimliğinin de temel unsurlarından biridir.

Ancak bugün dünyada tarımsal ürünlerden elde edilen değer yalnızca üretim miktarıyla belirlenmiyor. Ar-Ge, ürün geliştirme, markalaşma, ambalajlama, pazarlama ve ihracat giderek daha fazla önem kazanıyor.

Bu nedenle çayın geleceğini yalnızca tarlada değil; laboratuvarda, tasarımda, pazarlamada ve dünya pazarlarında da şekillendirmeliyiz.

Yeni nesil çay ürünlerinden fonksiyonel gıdalara, farklı tüketici gruplarına yönelik ürünlerden güçlü Rize markalarına kadar geniş bir alan önümüzde duruyor.

Hedefimiz daha fazla çay üretmekten önce, ürettiğimiz çaydan daha fazla değer oluşturmak olmalıdır.

Turizmde kazanılan altyapıyı daha büyük ekonomik değere dönüştürmeliyiz

Rize turizm alanında son yıllarda önemli bir gelişim gösterdi. Konaklama yatırımları arttı, Rize-Artvin Havalimanı şehrimizin erişilebilirliğini güçlendirdi, yaylalarımız ve doğal güzelliklerimiz daha geniş kitleler tarafından tanınmaya başladı.

Şimdi bu gelişimin ikinci aşamasını konuşma zamanı.

Rize’nin turizm ekonomisini yalnızca yaz aylarına ve belirli dönemlere sıkıştırmak yerine, yılın çok daha geniş bir bölümüne yaymalıyız.

Kış turizmi, doğa sporları, gastronomi, sağlık turizmi, kongre ve etkinlik turizmi, kültür rotaları ve nitelikli yayla turizmi birbirinden bağımsız değil, ortak bir turizm stratejisinin parçaları olarak ele alınmalıdır.

Hedefimiz Rize’ye yalnızca daha fazla turist getirmek değil; ziyaretçinin şehirde daha uzun süre kaldığı ve daha fazla ekonomik değer oluşturduğu bir turizm modeli kurmak olmalıdır.

Lojistikte önümüzde tarihî bir fırsat var

Rize’nin önümüzdeki dönemde en büyük ekonomik fırsatlarından birinin lojistik alanında ortaya çıkacağına inanıyorum.

İyidere Lojistik Limanı, Ovit üzerinden güçlenen kara yolu bağlantıları, Rize-Artvin Havalimanı ve mevcut RİZE liman altyapısı birlikte değerlendirildiğinde Rize, bölgesel ticaret açısından çok daha güçlü bir konuma gelebilir.

Ancak lojistik yalnızca yük taşımak değildir.

Lojistik; depolama, gümrükleme, üretim, dağıtım, dış ticaret, yan sanayi ve istihdam demektir.

Dolayısıyla bugünden sormamız gereken soru şudur:

Rize iş dünyası, önümüzdeki yıllarda oluşacak bu büyük ekonomik hareketlilikten nasıl daha fazla pay alacak?

Bence Ticaret ve Sanayi Odasının en önemli görevlerinden biri, üyelerini bu yeni döneme hazırlamak ve Rize’nin lojistik avantajını yeni yatırımlarla buluşturmak olmalıdır.

Doğal zenginliğimizi bilim ve girişimcilikle buluşturmalıyız

Rize, çok zengin bir doğal ekosisteme sahip.

Tıbbi ve aromatik bitkilerden arıcılığa, organik ürünlerden hayvancılığa kadar birçok alanda önemli bir potansiyelimiz bulunuyor.

Ancak doğal zenginliğin tek başına ekonomik değer oluşturması mümkün değil.

Bilim, teknoloji, girişimcilik ve doğru pazarlama modelleriyle desteklendiğinde bu kaynaklar hem yeni işletmelerin doğmasını hem de mevcut işletmelerimizin farklı pazarlara açılmasını sağlayabilir.

Rize’nin doğal zenginliğini yalnızca korumak değil, onu koruyarak katma değerli ve sürdürülebilir bir ekonomik modele dönüştürmek zorundayız.

Organize Sanayi Bölgesini TÜRKİYENİN yeni büyüme dönemine hazırlamalıyız

Sanayi alanları yalnızca firmalara DEPO için tahsis edilen parseller olarak görülmemeli.

Buralarda hangi sektörlerin büyüyeceği, hangi teknolojilerin kullanılacağı, hangi ürünlerin ihraç edileceği ve nasıl bir istihdam yapısının oluşacağı, aslında şehrin gelecekteki ekonomik yapısını belirliyor.

Rize’nin önündeki yeni lojistik imkânlarla birlikte Organize Sanayi Bölgemizin de yeni bir büyüme dönemine hazırlanması gerektiğini düşünüyorum.

Lojistik avantajımızı kullanabilecek, ihracat potansiyeli yüksek, katma değer oluşturan ve nitelikli istihdam sağlayan yatırımların Rize’ye çekilmesi konusunda daha aktif olmalıyız.

Sanayide hedefimiz yalnızca daha fazla firma değil; daha fazla katma değer ve daha güçlü ihracat olmalıdır.

Üniversite ile iş dünyasını daha fazla buluşturmalıyız

Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Rize’nin en önemli değerlerinden biridir.

Mühendislikten sağlığa, su ürünlerinden sosyal bilimlere kadar çok farklı alanlarda oluşmuş akademik birikimin, Rize ekonomisiyle daha güçlü biçimde buluşması gerektiğine inanıyorum.

Üniversite-sanayi iş birliğini yalnızca toplantılar ve protokoller düzeyinde değil, işletmelerin gerçek sorunlarının TEKNOKENTLERDE çözüldüğü bir çalışma modeli hâline getirebiliriz.

Bir sanayicinin üretim sorunu, bir turizmcinin pazarlama ihtiyacı, bir gıda üreticisinin ürün geliştirme süreci veya bir girişimcinin teknoloji ihtiyacı üniversitenin ilgili akademik birimleriyle buluşabilmeli.

Üniversitemizi Rize iş dünyasının bilgi ve teknoloji ortağı hâline getirmeliyiz.

Şehir Hastanesini yeni bir ekonomik ekosistemin başlangıcı olarak görmeliyiz

Rize’de yapımı devam eden Şehir Hastanesi, yalnızca sağlık hizmetleri açısından değil, şehrin ekonomik geleceği açısından da önemli bir yatırım.

Bu ölçekte bir sağlık altyapısı; sağlık turizmi, rehabilitasyon, yaşlı bakım hizmetleri, konaklama, uluslararası hasta organizasyonu, sağlık teknolojileri ve üniversite iş birlikleri açısından yeni fırsatlar oluşturabilir.

Burada da yapılması gereken, yatırım tamamlandıktan sonra ne yapacağımızı düşünmek değil; bugünden hazırlanmak olmalıdır.

Rize’nin sağlık alanındaki kapasitesini çevre iller ve komşu ülkeler açısından ekonomik bir avantaja dönüştürebilecek modelleri şimdiden tartışmalıyız.

Ortak akılla yeni bir kalkınma dönemi

Bütün bu başlıkların ortak bir noktası var.

Çayı tek başına, turizmi tek başına, lojistiği tek başına veya sanayiyi tek başına ele alarak Rize’nin gerçek potansiyeline ulaşamayız.

Çayı ihracatla, turizmi ulaşımla, limanı sanayiyle, üniversiteyi işletmelerle, sağlık yatırımlarını hizmet sektörüyle buluşturmak zorundayız.

Bunun yolu da ortak akıldan ve güçlü bir koordinasyondan geçiyor.

Benim Rize Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığına adaylığımın temelinde de bu anlayış bulunuyor.

Rize’de doğmuş, işini burada kurmuş, burada kazanmış ve kazandığını yine bu şehre yatırmış bir iş insanı olarak; yıllar içinde edindiğim tecrübeyi, birikimi ve ilişkileri Rize iş dünyasının ortak faydası için daha fazla kullanmak istiyorum.

Meselemiz yalnızca bir seçim kazanmak değil.

Üreticinin, esnafın, sanayicinin, ihracatçının, turizmcinin, yatırımcının ve genç girişimcinin kendisini içinde gördüğü; kamu, üniversite ve iş dünyası arasında güçlü bağlar kurabilen, üyelerini dinleyen ve sorunlarının takipçisi olan bir oda anlayışı oluşturmak istiyoruz.

Rize’nin insanı var.

Girişimcisi var.

Yatırımcısı var.

Doğal kaynakları var.

Altyapısı her geçen gün güçleniyor.

Şimdi ihtiyacımız olan, bütün bu imkânları aynı hedef etrafında buluşturmak.

Rize’nin potansiyelini birlikte harekete geçirmenin zamanı geldi.

Asım Çillioğlu

Rize Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Adayı